ENGLISH | Site Haritası | Anasayfa
 
 

 

 

 

 

 

 

 

Maddecilik ve Maneviyat


Sevgili Arkadaşlar,

Mesajların “yağma/yığılma” hızı karşısında, istediğim gibi oturup düşüne taşına yazamıyorum; bu yüzden -ve hiçbir şey yazmamaktansa -, okuduklarım karşısında kalmemimin ucuna ilk takılanları aktarıyorum. Şimdi yazdıklarım, Erim’in “zenginlik” ve Feyyaz’ın “taraf tutmak” üzerine yazdıklarını sonra aklıma takılanlar…

1. Yakın zamana kadar kendini “maddeci” olarak tanımlayagelmiş bizlerin şimdi duruşumuzu, “farklılığımızı” “maneviyattan hareketle temellendiriyor olmaya çalışmamız, benden başka kimseye ironik gelmiyor mu? Böyle yaparken kendi özel tarihlerimizden edindiğimiz tercihleri birer değer, erdem mertebesine yükseltmekte olmadığımızdan nasıl emin olacağız?

Daha somut düzeyde… Örneğin zenginlik, tüketim iştahı karşısında duyduğumuz irkilmeyi nasıl gerekçelendireceğiz? Dünya için oluşturduğu tehdide işaret edip, göreli olarak “nesnel” bir tavır benimseyerek mi? Erim’in ima ettiği gibi Müslüman bir tokgözlülük adına mı?

2. İkinci bir konu: Estetik alanla politikanın ilişkisi meselesi… Bu iki alanının birbirlerine indirgenemeyeceği ama diğer yandan da birbirleriyle bağlantılı oldukları konusunda hemfikir olduğumuzu sanıyorum. Hal böyle iken neden örneklerimizi, kahramanlarımızı hep politik angajmanı aşikâr (zaman zaman fazla aşikâr) örneklerden seçiyoruz: “Caravaggio’nun resimleri, Rembrand’ın ve Van Gogh’un portrelerini, Goya’nın tabloları ve gravürlerini, Meksika duvar resmi geleneğini, Modernite’nin Barlah, Munch gibi Expreyonist isimlerini, hatta Gerçek Üstücülük ve Dadaizm gibi akımlar”…

Galiba yine “öznel tercihler” meselesine geliyoruz. Bana yapabildiğimiz ölçüde, “öznel tercihlerimiz”le “onayladığımız, önemsediğimiz duruşlar” arasında bir ayrım gözetmemiz gerekiyor gibi geliyor.

Feyyaz’ın listesinin kışkırttığı serbest çağrışımlar - çok kısaca: Caravaggio’nun resimlerinden aldığım hazzın (Allah’ın bildiğini kuldan ne saklamalı? J) onun sadizmle flört eden, “sapık” (“pervert”) erotizmi ile yakından ilişkili olduğunu düşünüyorum. (Sırf karşılaştırma olsun diye -mesela, nasıl Rubens’in, ustalığını takdir ederken, oldukça sorunsuz erotizmini paylaşamamam onun resmi karşısındaki tavrımı belirlemede etkili oluyorsa.) Ranbrandt hakkında ne söyleyeceğimi bilmiyorum; Van Gogh, tüketilmeye (pazarın yüklediği anlamları üstlenmeye) fazla teşne, açıkça söyleyeyim zaman zaman “ucuz” geliyor; Goya ve Meksika duvar resmi geleneği beni (öğrenci olarak ilgilenmenin ötesinde) hiçbir zaman çok ilgilendirmedi.

Belki Feyyaz’ın listesine temel itirazım, hep fazla kışkırtıcı, tahrik edici, harekete geçmeye çağırıcı örneklerden oluşuyor olması. Kimbilir belki de benim estetik alandan beklediğim, estetikte önemsediğim, hareketten ziyada duraklamaya, düşünceliliğe çağırması (ve artı belki bir tür güzellik, basbayağı süslemeci anlamda bir güzellik, tezyinat).

İskender Savaşır


foruma yazı göndermek için...

 

 
Karşı Sanat Çalışmaları © 2003 - Her Hakkı Saklıdır.