Halil’in resimlerini oluşturan en önemli malzeme, günlük yaşama tanıklık yapan anların dönüşümüdür. Resimlerinin konularını ailesi, arkadaşları, dostları ve yakın çevresi oluşturur. Bu yaşamın görünür merkezidir. Bilmediği hiç bir şeyin, hiç bir kavramın peşinde değildir. Resimlerinin alt yazılara, açıklamalara ihtiyacı yoktur, aileniz kadar gerçektir. Bu gerçeklik kadar yalın ve içinden çıkılamazdır.
Resimlerinin ana merkezi ise yüzeysel ve görünüşteki mutluluğun arkasındaki gerilimler ve huzursuzluklardır.
Tuallerinin bazı alanları bitmemiştir. Bu bitmemişlik Halil’in aceleci ve ruhunda fırtınalar kopan kişiliğinin bir yansıması olabilir. Belki de hiç bir anın bitmemesi ve yaşantımızın da o anların üst üste birikmesiyle oluştuğunu aktarmaktadır.
Her durumda da resimlerinin bazı alanlarının bitmemiş olması, -bu yarım kalmışlık duygusu- konularını seçişindeki hayat tanıklığını da tamamlamaktadır ve resimlerini olgunlaştıran bir parçayı oluşturur.
Resimlerini oluşturduğu süreç içerisindeki diğer bir macera ise, figürlerinin -modellerinin- çıplak ve yarı çıplak olmasının bu sergideki resimleriyle sona ermesidir.
Tüm figürleri -modelleri-, günlük yaşamın kıyafetleriyle toplumsal olan bölgeye odaklanmıştır. Bir aile pikniği veya nişanı gibi kompozisyonlar ile, toplumsal olanın kişi üzerindeki psikolojik etkilerini konu edinmiştir.
Halil’in resimlerini, günlük yaşamın duygularını, semboller ve ikonlar kullanmadan, kendi kalender dünyasından sadece ve sadece resimsel olan ile bizlere aktardığı için önemli buluyorum
Suphi Yürek
|