ENGLISH | Site Haritası | Anasayfa
 
 
 

 

 

 

 

 

 

 

 

Düşler, gerçekler...


Evet... yeni bir dünya kuruluyordu...

Yüzlerce yıldır fabrikalarda, tarlalarda emekleri, bedenleri sömürülen, yönetimde hiçbir söz hakkı olmayan insanların kurduğu yeni bir dünya...

Geleceğin aydınlığı, heyecan, gurur...

Sokaklarda, fabrikalarda, tarlalarda insanların bedenlerinde, bakışlarında karşılık buluyor, yüzler, bedenler ışıklı bir nesneye dönüşüyordu.

Işığı, gerçeği göstermenin bir argümanı gibi düşünen Devrimin Entellektüelleri, ışığın temsili olarakta fotoğrafın gerçeğin temsili gibi düşünmüşlerdi.

Maksim Gorki 1930 yılında “Yapılanan Sovyetler Birliği” adlı dergi için yazdığı yazıda, fotoğrafa, “Yurt içinde ve dışında düşmanlarımızın sözcüklerin ve sayıların etkisini azaltmasını önlemek için ışığı ve güneşi, yani fotoğrafçılığı kullanmayı seçtik. Güneşi tahrifattan dolayı suçlayamazsınız. Işık her şeyi olduğu gibi gösterir.” diyerek fotoğrafa ve ışığa böylesine anlam yüklüyordu.

Aleksandr Rodchenko ise;

Söyleyin bana,
Lenin’den geriye ne kalacak.
Bronzdan bir yontu,
Yağlıboya resimler,
Gravürler, suluboyalar,
Sekreterinin günlüğü,
Arkadaşlarının anıları,
Ya da
Nasıl çalıştığını, nasıl dinlendiğini gösteren
Bir Fotoğraf Albümü...

Diyerek düşüncelerini dizelere döküyor ve daha da ileri giderek “Çağdaş yaşamda sanata yer yok. Kültürlü her insan bu uyuşturucuya karşı savaşmalıdır. Fotoğraf çek ve fotoğrafını çektir” diyerek fotoğrafı tüm disiplinlerden ayrı bir yere koyuyordu.

Fotoğrafı böylesine özel yere koyan Rodchenko, devrimin fotoğraftaki estetiğini geliştiriyordu.

Fotoğraf, Sovyet devrimini dünyaya tanıtan bir düzleme dönüştürülmüş, bunun ötesinde de yine fotoğraf ile dünyanın değiştirilebileceğine olan inanç, fotoğrafçıları hem heyecanlandırıyor, hem de ayrıcalıklı hale getiriyordu.

Rodchenko’nun: dışarı fırlayan figürleri, kameranın bakış ekseninin aşağıdan yukarıya doğru görülen portreleri, caddelerden, sokaklardan derin siyahlar içinden kopup gelen kalabalık kitleleri ve tüm bu dinamizmin ortak paydası haline dönüşmüş olan insanların “ağırbaşlı ve güçlü” varoluşları yeni fotografik anlayışların tezahürleri olarak diğer fotoğrafçıları da etkiliyordu.

Devrimin ve gelişimin sembolü olan bu fotoğraflarda, “tanımlanmış olanı” reddeden bir yapılanma; dinamik kadrajlar ve monolitik kalite “devrimin temsiliyetine” karşılık geliyordu.

Geliştirilen yeni “estetik anlayış”, devrimin romantizmi içinde kavrama dönüştürülüyor, somut göstergelerin ötesine geçen bu anlayış, kısa süre sonra “ideolojik” olanla çelişiyor ve Rodchenko’nun fotoğrafları “biçim”ci olduğu gerekçesi ile eleştiriliyordu.

“Yeni” olanın heyecan verici hali kısa sürmüştü. Bir başka deyişle “devrimin baharı” sona ermişti. 1932 yılında yayınlanan “Edebiyat ve Sanat Örgütlerinin Yeniden Yapılanması Hakkında Kararname” ile ağır bir “tek tip bakış” getirilmiş, fotoğrafçılar kendi özgür iradelerinin dışında “yeni iktidar”ın tanımladığı fotoğrafları çekmeye zorlanmış, “ilerlemeyi gösteren birinin fotoğrafını çekmelisin”, “konunun politik önemi göz ardı edilmesin” vs. gibi talimatlar fotoğrafçıların önüne konulmuştur.

Dikte ettirilen ve “ideolojinin propagandası” üzerine kurulu fotoğraf kurgusunun tek tipliliği ağır bir baskı kurarken, devrimin romantizmi içinde geliştirilmeye çalışılan ve geleneksel olan sanat anlayışına, “iktidar”ın somutlaştırdığı “gerçeğin tek hali” düşüncesi ile de çelişen “yeni bakış”, geleneksel olandan “kopuş”u getirebilmiş miydi?

Rodchenko’nun, insanları şaşırtan beklenmedik açı seçimleri, hareketleri ve çapraz yerleştirmeleri ve ufuk çizgisinin durağanlığını kıran yenilikçi kadrajları karşıtları tarafından bile kullanılan fotografik anlayışlardı.

Bunun en iyi örneklerinden biri Beyaz Deniz’i Don nehrine bağlayan kanal inşaatında çektiği fotoğraflardan biridir.

Bu fotoğrafında Rodchenko plana yakın bir bakış açısı ile kanal inşaatında iki farklı düzlemde yer alan iki grubun fotoğrafını çekmiştir. Fotoğraf iki eşit parçaya bölünmüştür. Bu parçalardan birinde prova yapan müzisyenler dinlenme esnasındadır. Diğer bölümde ise çalışan işçiler vardır. Fotoğraf iki gruba da eşit oranda yer vermiştir. Plan çekim aslında iki farklı yükseklikte olan düzlemleri tek bir düzleme indirgemiş ve biçimsel anlamda çok güçlü bir kadraj ortaya çıkarmıştır. Ancak bu fotoğrafın çekildiği tarihte nasıl karşılandığı da bir soru işareti olarak ortada durmaktadır.

Zira salt ideolojik olanın ışığında bu fotoğrafa bakılırsa “birileri yatıyor, birileri çalışıyor” gibi “sığ” bir sonuç çıkabilir. İdeolojik bakış herkesin ayakta ve çalışır olmasını bekler.

Dönemsel bağlamı ışığında ele alındığında Rodchenko ve arkadaşlarının getirmiş olduğu “yenilikçi bakış”, fotoğraf için yeni ufuklar açmış ve “batı”nın içine Moholy Nagy’lerle bir “hançer” gibi girmiştir...

Ancak ideolojik olanın baskın tavrı, devrim ve sosyalizme olan “romantik tutsaklık” bir anlamda, fotoğraflar da devrimin ruhu ve insanlar “barok”laştırılmıştı

Bu da “öteki” ile “öteki olmak” arasında ki gelgitler “öte olan”a dönüşememişti, anlamını doğurmaz mı ?

Kamil Fırat


 
 
 
Sergi Bilgileri

»Sergi Detaylı Bilgi
»Basın Duyurusu

»Sergiden...

 


 
 
 
 
Karşı Sanat Çalışmaları © 2003 - Her Hakkı Saklıdır.