ENGLISH | Site Haritası | Anasayfa
 
 
 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ara bir duruş...


“Mutsuz bilinç, efendi-köle diyalektiği” içinde kölenin kendi kendine yabancılaşması ile yaşaması beklenilen “değişim” modern özne olma yolunda beklenilen tek değişim yöntemi olarak belirginleşen düşünce sistematiğinin eleştirisidir.

Aynı zamanda “bilinen aklı” ve onun dışındaki dünyayı, bu dünyaların öznelerini ve onların tarihini, dolayısı ile Freud’yen tanımlamaları, tek tanrıcılık ve yazılı kültür üzerinden iktidar ve günah çıkarma ilişkisi üzerinden toplumsal psişik durumu tartışmaya açar.

Estetik bilinç dışı, bildiğimiz akıl dışında, sezi ve duyular üzerinden sanatsal dil bir tür düşünme sistematiği oluşturabilir mi? Düşünce olmayanın, maddi olarak hissedilebilir olanın kavranabilir olanın içindeki mevcudiyet tarzı, aklın dışında bir imkanlılık mıdır? ve irade dışının, refleksin, sanatsal seçimin (sevmenin), düşünmeden seçimin, refleksin toplumsal anlamı neye tekabül eder?

Cemaat toplumu pagan, barbar, mitik diye tanımladığımız yapılar, bir başka düşünme sistematiğine ait yapılanmalarsa, uygarlık diye kendini tanımlıyan (Bir Katedral İnşa Eden) strüktür karşısında neye karşılık gelir?

Yavuz Tanyeli’nin işlerini bu bağlamda ele almak gerekli diye düşünüyorum. Vahşiliği, Expresyonu, “bozması” bir tür modernitenin kendinden doğan bir tepki ve eleştrilellik (Barlach, Nolde hatta Dada) değil ise neye tekabül eder?

Aklın “cin çarpması” diye tanımladığı bir akıl dışılık kendi içinde bir epistomolojiye sahipse bu nedir?

Bu işler bir Gougen’in kaçtığı cennet değilse hangi cehennemdir?

Bir Bedri Rahmi Eyüpoğlu geleneği üzerinden Orhan Peker’e sarkan renkçi, hazcı hümanist gelenekçilik giderek Yavuz Tanyeli özelinde dışavurumcu sosyal bir eleştirelliğe neden dönüşmüştür?

“Zurnanın zırt dediği” yerde duran bu işler hangi farkındalığa işaret eder?

Bu ses modernitenin “arızasının” sesi midir? Yoksa zurna zaten, binlerce yıldır anaerkilden, erilerkile yıkılarak evrilen değişimin trajik çığlığı olan “zılgıt”ın, enstrümantal karşılığı mıdır. Yani bir karşı ses midir?

Bas Gregoryen koro zaten bu çatışmanın karşılığı ve bastıranı olarak kilise korosunda, mevlutlerde doğmamış mıdır? Bu zıtlığın moderniteye evrilişinde doğan çok sesli koro, hatta iğdiş edilmiş kırık ses, (castre) ile senfonik kurguyu düşünürsek batı aklında zurnaya yer var mıdır?

Bu anlamda Yavuz Tanyeli’nin tepegöz, deve gibi varlıkları zaten batı aklı(dışı)nın hem mitik bilinç altı korkuları, hemde oryantalist fantazisi olacaktır.

Yavuz’un işleri bu sınırda durmaktadır. Batı ile Doğu aklının bu coğrafyadaki “puzzle” parçası gibi, kendi sınırını ve komşularını seçen, tam da ülke olarak içinde bulunduğumuz sınırlara denk düşen, ara bir duruş.

 

Feyyaz Yaman
Şubat 2007

 
 
 
Sergi Bilgileri

»Yavuz Tanyeli
»Turuncu Karşı Devrim .../ Yavuz Tanyeli
»Sergi Detaylı Bilgi
»Sergiden...

 


 
 
 
 
Karşı Sanat Çalışmaları © 2003 - Her Hakkı Saklıdır.