english
Fethi KAYAALP Retrospektif Gravür Sergisi
05 Mart Perşembe 2009 - 28 Mart Cumartesi 2009

TÜRK BASKI SANATININ EZİNE DOĞUMLU BOZCAADALI USTASI


“ Atölyeye ilk girdiğim zaman Nurullah [Berk] Bey, Sabri [Berkel] Bey, Cemal [Tollu] Bey oradaydı. Neşet Bey’ler perdeyle ayrılan bölümde canlı modelden çalışıyorlardı. Oraya Cemal Tollu bakıyordu. Benim olduğum kısımda Nasip İyem ve arkadaşlar antikten çalışıyorlardı. Ben yaptığım ilk çalışmayı öğleye kadar bitirdim. Ertesi gün Sabri Bey geldi: “Bunu yırt at!” dedi bana. Tabii ben şaşırdım. Hocam, dedim, bu kadar emek… “Yok”, dedi, “bunu bir haftada bitireceksin.” Bir şakül [çekül] aldı eline: “Bak, şimdi, baştan şöyle bir şey indirelim. Şakülü tut bakalım, ip nerelere geliyor. Bir de seninkine tut, başı ölç şöyle.” dedi. Baktım, bir sürü nispet hataları çıktı. Julien De Medici’nin başı vardı. Onu denedim; tam bir haftada –hatta on günü geçti– çıkardım. [Léopold] Lévy çok beğendi. O çalışmamla ödül de almıştım. Bunun üzerine gravür atölyesine devam etmeye başladım. İkinci sene masiyer oldum. 1947’de mezun oluncaya kadar atölye ve o malzemeler bana teslim edilmişti. Her şey vardı. Sadece beşik dediğimiz alet yoktu. Kâğıtlar vardı, her türlü malzeme vardı. Tabii, sonra yangında onlar gitti. “
….
 Gravür atölyesine 1940’ta başladım. Mezun olana kadar Sabri Bey’le beraberdik. 1960’ta İstanbul’a geldim. O zaman müze yeni düzenleniyordu. Düzenleme işini Sabri Bey üzerine almıştı. Nurullah Bey ise müze müdürüydü. İlgili konuma göre sonradan kadro verilmek üzere müzede görevlendirildim; sonra kadroya alınarak yeni kurduğumuz restorasyon atölyesinde görevlendirilmiş oldum. Bu arada Sabri Bey’le beraber müzenin düzenlemesini yaptık. Sonra Sabri Bey: “Akademi’ye gel, gravür atölyesini eski şeklinde yeniden kuralım”l dedi. Müzede görevim devam ederken atölyenin kurulması işlemine başladık. Arkadan da aynı atölyede görevlendirildim. Atölye yoktu. Yangından sonra çoğu şey yanmıştı. Sadece taydus presiyle lito prova tezgâhı kalmıştı. 50’li yıllarda lino yapılmış; ama onları nerede bastıklarını bilemiyorum. Bayram Küçük, yanılmıyorsam Muammer Bakır da  vardır.”

 İlk müstakil atölyeyi Matmazel Lina Gabuzzi diye İtalyan bir hanım kurdu; babası Abdülhamid’in doktoruydu. Ben onu 85 yaşında falan tanıdım. Roma’da Via Regina Margarita’da, Vatikan’a ait binalardan birinde oturuyordu. Tek başına olduğu için sanırım kira da vermiyordu. Pansiyoner oldum onun yanında. O bana bahsetmişti. Sonradan kayıtların hepsi çıktı tabii; o sergilere iştirak etmiş. Onun dışında Fethi Karakaş kendisi bir pres yapmıştı. Biz o presi almıştık galiba… Onu Fethi Karakaş kendisi yapmıştı. Hem serigrafi, hem linolyum, hem de metal baskılar. Türkiye’de Signorina Gabuzzi’den sonra ilk özel baskı presini kullanan Fethi Karakaş’tır. Onun dışında, Gazi Eğitim’de var mıydı yok muydu hatırlamıyorum; ama Turgut Zaim’in plakalarını biz basıyorduk. “

 (Aliye Berger’in) Narmanlı’da evi vardı…  Ara sıra bize de verdi galiba, biz de bastık onun gravürlerini. İngiliz mürekkepleri, taydus mürekkepleri… Onların verniği, plağa biraz fazla yapışır. Plak üzerinde parmağıyla çalışırdı detaylara girsin diye. Başparmağı kocaman bir başparmaktı; yalancı dolma gibi. “Benim işime yarıyor yapışması, deseni çizmek zor geliyor bana; o çıkmadığı için bazı yerleri böyle bırakıyorum üzerinde” diyordu. Sonra yeni tekniklerle, zımpara kâğıtlarına çalıştı.“(1)

Fethi Kayaalp

 

 

Anadolu anakarasından sığ,  beş altı mil genişliğinde bir kanal ile ayrılır Bozcaaada, ve mevsimine, ayına ve hatta günün saatlerine göre değişken farklı yönlerden esen rüzgarlar ve çoğunlukla dalgalı bir deniz yaşanır adanın çevresinde… Bulutlar, güneşin batışı, kuzeydeki Gökçeada’nın ve yine o yöndeki aradaki Tavşan Adası’nın, Orak ve Yılan Adaları’nın görünürlükleri de havadaki nem oranına göre değişkendir, Ege’nin bu en kuzey ucunda…Fethi Kayaalp, Homeros’un deyimiyle “Rüzgarlı Tenedos”u  çocukluğundan bu yana mekan tutmuş ve bu değişken ve eşsiz güzellikteki doğa koşulları içerisinde yetişmiş bir sanatçımız, ve yıllar sonra , 1960’ların sonunda Güzel Sanatlar Akademisi hocalarının Bozcaada’ya yerleşmelerinde ve adanın sit alanı olarak ilan edilmesinde de önemli bir rol üstlenmiş bir kimlik… Onun işlerini izlerken onun denize gönül vermiş bir deniz sevdalısı ve usta bir balıkçı olduğunu da unutmamamız gerekir.

Fethi Kayaalp’in sanat tarihimiz açısından en etkileyici işleri olan aquatint tekniğindeki gravürleri ve litografileri Bozcaada’lı “Dinamit Balıkçıları”nı ve  “Kalkan Balıkları”nı konu alırlar. Sanatçı baskı alanındaki bu işleri ile 1966 Tahran Bienali’nde Onur Mansiyonu, !967’de 38. Devlet Resim ve Heykel Sergisi’nde İkincilik Ödülü ve 1969 İskenderiye Bienali’nde Gravür Dalı Birincilik Ödülü kazanmıştır. “Türkiye’de gravür sanatına katkıda bulunan kuşağın üyeleri arasında yer alan”(2) Kayaalp’ın  Bozcaada ve “deniz” ile bağları bu tarz resimlerinin farklı duyarlılığı ile de kendisini gösterir.

Sanatçının etkileyici yapıt dizilerinden birisi de “kuru kazı”(3) tekniği ile gerçekleştirdiği ilk dönem gravürleridir. Akademi çıplak modellerinin klasik nü pozlarını ve yakınlarının portrelerini de işleyen bu küçük boyutlu işler, onun titiz ve kararlı yaklaşımı ile insan figürünü belirgin ana hatlarına indiren yalın ve hassas yaklaşımları ve teknik yetkinlikleri ile dikkat çekerler. Önemli bölümü 1940 ile 1947 yılları arasında, 17 ile 24 yaşları arasında Sabri Berkel etkisi altında gerçekleştirilen bu çalışmalar ressamın sanatsal altyapısının sağlam bir temel kazanmasında önemli rol oynadıkları gibi, onun o yıllardaki yaşam çevresindeki kimlikleri açığa vurmak açısından da önemli ipuçları sunarlar.

Fethi Kayaalp’in 1947’de Akademi’den mezun olduktan sonra baskı çalışmalarının çeşitli devlet kurumlarındaki görevleri (Sağlık Bakanlığı Ressamlığı, Kastamonu Lisesi Resim Öğretmenliği, Bolu Lisesi Resim Öğretmenliği, Bursa Eğitim Enstitüsü Resim Öğretmenliği) nedeniyle çok fazla zaman ayıramadığı söylenebilir. Bu dönemde 1955 ve 1957 tarihli “Ilgaz’da Ceylanlar” adlı linol baskılarını gerçekleştirmiştir..Sanatçının sonraki 1961 tarihli çalışması “Balıkçılar” adlı ahşap baskısıdır, bu çalışmayı sanatçının 1962’de İstanbul Resim Ve Heykel Müzesi Restorasyon Atölyesi’nde restoratör olarak görevlendirildikten sonra gerçekleştirdiği “Rüyadaki Deve ve Yavrusu” (1962), “Soyut Kompozisyon”(1963), “Soyut Kompozisyon”(1966) ve “Ha Gayret”(1967) gibi ahşap baskıları izlemiştir. 1975 yılında ise bu teknik ile en önemli serilerinden olan “Dinamit Balıkçısının Rüyası I”, “Dinamit Balıkçısının Rüyası II” ve “Dinamit Balıkçısının Rüyası III” serisini gerçekleştirmiştir. Sanatçı ahşap baskı tekniğine yıllar sonra retrospektif baskı sergisi için gerçekleştirdiği “Tsunami”(2009) adlı çalışması ile geri dönmüştür.

Kayaalp’ın 1960’lı yıllarda daha sonra da çalışmalarını aquatint tekniği ile gerçekleştirdiği baskıladra yoğunlaştırdığı görülebilir. Sergide yer alan bu teknikteki en eski tarihli çalışmaları arasında yer alan “Soyut Kompozisyon”(1963), “Kompozisyon”(1964), ”Buzağı”(1965), “Kompozisyon”(1965), “Soyut Kompozisyon”(1966), “Deniz”(1967) onun bu yıllardaki somut ve soyut konular arasındaki gelgitlerini de ortaya koyan örneklerdir.

Ressamın en iyi bilinen, bir anlamda marka teması kabul edilebilecek “Kalkan Balıkları”nın ilk örneği 1967 tarihli “Kalkanlar, Çeşitleme”dir. Bu dizinin diğer önemli çalışmaları olarak farklı boyutlarda, armonilerde ve değişik aquatint tekniklerinde çalışmaları 1969, 1970, 1974, 1975, 1976, 1978 tarihlidirler. Kayalalp bu tekniğe ve seriye yıllar sonra 2004 ve 2005 tarihli büyük boyutlu iki aquatint “Kalkan Balıkları” baskıları ile geri dönmüştür.

1941 tarihli Portre, 1944 tarihli iki Model Tasula çalışması, 1965 tarihli Portre(Kani) ve1966 tarihli “Soyut Kompozisyon” diye adlandırdığı iki litografisi Kayaalp’in litograf ibaskı tekniğine de vakıf olduğunu gösterir, ama daha sonraki yıllarda bu teknikte baskı yapmadığı da söylenebilir.

Bu arada ressamın yağlıboya tekniğinde  “Kalkan Balıkları” ve “Soyut Kompozisyon” temalı başarılı çalışmaları olsa da, asıl önemli üretiminin gravürleri ve tahta baskıları olduğu ve Kayaalp’in Güzel Sanatlar Akademisi Gravür Atölyesi’ndeki görevi sırasında sayısız baskı sanatçımızın eğitimine katkıda bulunduğunu, baskı sanatının “olmazsa olmaz”larını titizlikle öğrettiğini unutmamak gerekir..

Sanatçının emekli olduktan sonra daha da öne çıkan ve günümüze dek başarı ile sürdürdüğü bir başka çalışma alanı da İstanbul Resim ve Heykel Müzesi Restorasyon Atölyesi’nde başladığı ekspertiz ve restorasyon çalışmalarıdır. İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’ndeki ve sonra da çok sayıda özel koleksiyonlardaki sayısız yapıtın kurtarılması, kalıcılıklarının sağlanması ve başka restoratörlerin yetiştirilmesi de onun Türk sanatına önemli hizmetlerindendir; ama Kayaalp’in üstlendiği asıl önemli misyonunun, eksper ve restoratör kimliği nedeni ile elinden geçen Türk resminin önemli yapıtlarını incelemesinin sonucunda edindiği bilgileri koleksiyonerler, galericiler ve müzayede şirketi sorumluları ile paylaşarak önemli bir bellek kaydının gelecek kuşaklara aktarılmasına aracılık etmesidir.

1990’lı yıllarda eski yapıtların ekspertizi için danışılan, başvurulan Akademi’nin eski kuşak hocaları bir bir sahneden çekilirlerken müzayede şirketlerinin gelişimi ile yaşanan yapıtların hızlı el değişimi sürecinde müzayede katalogları aracılığı ile yapılan bellek kaydının daha doğru yapılabilmesini sağlayan sürecin belki de en önde gelen aktörlerinden birisi olmuştur Fethi Kayaalp; ancak kurumsallaşmanın ekspertiz alanında gecikmesi onun bu konudaki bireysel yükünü daha da ağırlaştırmıştır. Bu kimliği - bazı özel durumlarda - acele ekspertiz gerektiren bazı önemli yapıtların Bozcaada’ya kısa bir seyahat yapmalarına bile neden olabilmiştir.

86 yıllık bir yaşama, baskı sanatçılığını, Akademi’nin Gravür Atölyesi hocalığını, Türk resim sanatının en önemli yapıtlarından bazılarının restorasyonunu ve sanat tarihimize ilişkin önemli bir bellek kaydının saptanması, paylaşımı ve kalıcı kılınması çalışmalarını sığdırabilmeyi başaran Fethi Kayaalp’ın 2004 yılında 14. İstanbul Sanat Fuarı’nda Sanatçı Onur Ödülü ile onurlandırılmasının onun yaşam boyu çabalarının hak edilmiş bir karşılığı olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Sanatçının 2009 yılında Karşı Sanat’da düzenlenen retrospektif gravür sergisi, Fethi Hoca’nın sanat hayatının farklı dönemlerinden baskı kalıplarının da yer alacağı düzeniyle, mükemmeliyetçi Hoca’nın titiz, deniz kokan dünyasına girebilmek, onun yapıtlarının bellek kaydını yapabilmek için önemli bir fırsat sunuyor.

Gravür kazırken, tablo temizlerken veya bir resmi çözümlemeye çalışırken hep aynı itinalı, çalışkan, şüpheci ve sabırlı yaklaşım içerisinde yaşamla hesaplaşan bir usta sanatçı Fethi Kayaalp, Akademi tarihinin de yaşayan son kaynak kişilerinden, onun retrospektif gravür sergisinin tüm sanatseverlere, her kuşaktan baskı sanatçılarına ve her kuşaktan Akademililere önemli bir görsel deneyim ve geçmişe yolculuk fırsatı sunacağını düşünüyorum.

 

Haşim Nur Gürel, 21 Şubat 2009


(1) Karşı Sanat Çalışmaları adına Feyyaz Yaman ve Fevzi Tüfekçı’nin Fethi Kayaalp ile 21 Aralık 2000’de Moda’daki atölyesinde yaptıkları görüşmeden sanatçının verdiği yanıtlardan alıntılar.
(2) Özsezgin Kaya, Plastik Sanatçılar Ansiklopedisi, YKY, 1999, sayfa 304.
(3) Sanatçı doğrudan metal plaka üstüne sivri uçlu araçlar ile desenini çizdiği, asit kullanılmayan teknik..

 

Fethi KAYAALP

FETHİ KAYAALAP

1923’de Ezine’de doğdu. İlköğretimini Bozcada’da, orta öğretimini Çanakkale’de tamamladı.
1940’da Güzel Sanatlar Akademisi’ne girdi. Nurullah Berk, Cemal Tollu ve Zeki Kocamemi ile çalıştı. Bu arada Sabri Berkel ve Leopold Levy ile gravür çalışmalarını sürdürdü.
1947’de Nurullah Berk Atölyesi’nden mezun oldu.
1952’de Sağlık Bakanlığı ressamlığına atandı. Daha sonra Kastamonu ve Bolu Liseleri ile Bursa Eğitim Enstitüsü’nde resim öğretmeni olarak çalıştı.
1962 yılında İstanbul Resim ve Heykel Müzesi Restarasyon Atölyesi ressamlığına getirildi.
1966’da Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Gravür Atölyesi’ne öğretim üyesi olarak atandı.
1981’de kendi isteğiyle emekliye ayrıldı.
1987’de Kayaalp Sanat Galerisi Danışmanlığını yaptı. Halen serbest ressam ve restoratör olarak çalışmaktadır.

KİŞİSEL SERGİLER
1961  Bursa Sergisi
1967  Retrospektif Gravür Sergisi, Ankara
1968  Retrospektif Gravür Sergisi, İstanbul
2004  TÜYAP-ART-İST 2004 Sanat Fuarı, İstanbul

GRUP SERGİLER
****  TBMM Sergisi
****  Türkiye Ressamlar Cemiyeti Sergileri
****  Çağdaş Ressamlar Derneği Sergileri
****  Devlet-Resim Heykel Sergileri
****  İstanbul Festivali ve Cumhuriyetin 50. Yılı Sergisi
****  50 Yılın Türk Resmi Sergisi
****  İstanbul Sanat Bayramı Özgün Baskı Sergileri
1961  Çağdaş Türk Resim ve Heykel Sergisi, Avrupa
1964  Türk Grafik Sergisi, Avrupa
1966  Lugano Siyah Beyaz Gravür Sergisi
1966  5. Tahran Bölgesel Bienali
1967  Sao Paolo Bienali
1970   2. Grabado Bienali
1976  II. İskenderiye Bienali
1977  Epinal Bienali
1980  Günümüz İstanbul Sanatçıları Açıkhava Sergisi
1981  Özgün Baskı İstanbul Sanatçıları “ÖBİS” Sergisi
1992  Bizden ve Onlardan Özgün Baskı Sergisi
1994  Türk Resminde Çıplak Sergisi
2004  Çanakkale’li Ressamlar Sergisi

ÖDÜLLER
1966  5. Tahran Bölgesel Bienali, Şeref Mansiyonu
1967  28. Devlet Resim Heykel Sergisi İkincilik Ödülü
1967  Ankara Sanat Dergisi 28. Devlet Resim ve Heykel Sergisi İkincilik Şilti
1976  Uluslararası XI. İskenderiye Bienali Madalyası
1976  II. Uluslararası İskenderiye Bienali Gravür Dalında Birincilik Ödülü
1994  Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği Onur Belgesi
1997  Mimar Sinan Üniversitesi Mezuniyetinin 50. yılı Şükran Madalyası
1999  GESAM “Cumhuriyetle Gelenler 1923 ve Öncesi Tarih Sanatçıları Belgeseli
2004  TÜYAP-ART-İST 2004 – Onur Ödülü

KENDİSİ İLE İLGİLİ BASILAN YAYINLAR
• Turan Erol, Ulus Gazetesi, Nisan 1967
• Nurullah Berk, Varlık Dergisi, Sayı 711, 1 Şubat 1968
• Nüzhet İslimyeli, Türk Plastik Sanatçıları Ansiklopedisi, 1971
• İstanbul Resim ve Heykel Müzesi, 1972
• 50 Yılın Türk Resim ve Heykeli, 1973
• Nurullah Berk, Adnan Turani, Başlangıcından Bugüne Çağdaş Türk Resim Sanatı Tarihi,  1980
• Nüzhet İslimyeli, Ülkemize Onur Kazandıran Sanatçılar, 1985
• Sezer Tansuğ, Çağdaş Türk Sanatı, 1986
• Günümüz Türkiye’sinde Kim Kimdir?, II. Baskı, 1988
• Meydan Larousse Ansiklopedisi, Cilt 11, Sayfa 6538
• Britanica Ansiklopedisi
• 1923-1973 Ansiklopedisi
• Dr.Erdoğan Tanaltay, Sanat Çevresi, Sayı 170, Aralık 1992
• Mimar Sinan Üniversitesi, İstanbul Resim Heykel Müzesi Koleksiyonu, 1996
• Tavilğlu Koleksiyonu, Türk Resmi, 1977
• 80. Yılındda Akbank Resim Koleksiyonu, 1998
• Gençlik Ansiklopedisi, Fasikül 64, 24 Mart 1981
• Ulus, 21 Nisan 1967
• Kim, 12-18 Mayıs 1967
• Ankara Sanat, Sayı 14, 1 Haziran 1967
• Metropol Medya, CD ROM, 1988
• Cem Büyük Ansiklopedi
• Metropol Multimedia 1-2 Yaşayan Türk Resmi CD
• Karşı Sanat Çalışmaları, Türkiye’de Gravür Konulu Söyleşi
• Teoman Südor, Türk Tarih Vakfı, Cumhuriyet’in Renkleri, Biçimleri, Sesleri
• Haşim Nur Gürel, Tüyap 14. İstanbul Sanat Fuarı Kataloğu
• Doğan Hızlan, Hürriyet Gazetesi, 22 Ekim 2004
• Cumhuriyet Gazetesi (haber), 23 Ekim 2004
• Birgün Gazetesi (haber), 24 Ekim 2004
• Hayati Asılyazıcı, Bizim Gazete (haber), 25 Ekim 2004
• Milliyet Gazetesi (haber), 26 Ekim 2004
• Cumhuriyet Gazetesi (haber), 27 Ekim 2004
• Milliyet Sanat (haber), Ekim 2004

Henüz haber eklenmemiştir.